Çırağan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çırağan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Beşiktaş Cihannüma Panagia Rum Ortodoks Kilisesi

Sokaklarda genelde cingöz cingöz dolaşırım, ayrıntı, tarih, mimari vs. gözümden kaçarsa affetmem. Her gün aynı yollarda yürüseniz dahi kesin yeni gördüğünüz şeyler olur ya da benim gibi bir gün kaybolursa diye fotoğraflamak istediğiniz bir ayrıntı. İşte bunlardan biri sizlerle; Çırağan Caddesi'nden, canım caddemden...

Beşiktaş Cihannüma Meryem Ana Rum Ortodoks Kilisesi bir diğer adıyla Beşiktaş Cihannüma Panagia Rum Ortodoks Kilisesi'ni Çırağan Caddesi'nden her geçen görmüştür diye düşünüyorum. Ben içine hiç giremedim ama 26 Temmuz'u şimdiden takvimime işaretledim, umarım bu yıl gidip görebilirim.


Çırağan Caddesi tarafındaki duvarında yazan OMENTOIM (Kutsal ışık olabilir?) yazısını sonunda çekebildiğim için mutluyum. Çocukken bu yazı hakkında ne varsayımlarda bulunur, ne hikayeler yazardım şimdi anlatsam absürd komedi çıkarırım. :)


Kilise hakkında en temel bilgiye byzantiumistanbul.com sitesinde rastladım. Şuraya kısaca copy paste etmenin yerinde olduğu kanaatindeyim.

"Kilise Beşiktaş Meydanı yakınındaki Çırağan Caddesi üzerindedir. Yunanistan’dan gelen rahiplerin ayin yapabildikleri kilise T. Smith tarafından 1669’da kayıt edilmiştir. S. Hovhannesyan kiliseyi 18. yüzyılın sonunda Beşiktaş’taki iki Rum kilisesinden biri olarak kayıt etmiştir. Günümüzdeki kilise kitabesine göre 21 Ocak 1830’da yakındaki tersane işçileri tarafından yapılmış ve kullanılmıştır.

Dıştan 24.41 x 17.92 m ölçülerindeki yapı yaklaşık 7.9 m yüksekliğindedir. Bazilika planlı ve üç nefli kilisenin Parekklesionu ve ayazması Azize Paraskevi’ye adanmıştır. İkonostasisin üst kısmındaki çerçevelerin içine Hz. İsa’nın hayatından alınma sahneler yerleştirilmiştir. Altta ise soldan itibaren; Panagia Genethlion, Meryem ve Çocuk İsa, Hz. İsa, İoannes Prodromos tasvirleri vardır. Ambonun orta nefe bakan yüzlerinde ise Hz. İsa ile İncil Yazarları tasvir edilmiştir. Naosa bakan arşitravın ön yüzü Havari portreleri ile kaplanmıştır. Apsis yarım kubbesi ise çok güzel bir Platitera Meryem tasviri ile süslenmiştir. Galerinin ön cephesindeki İncil’den alınma sahneler oldukça dikkat çekicidir. "  

Güneşimden Kaç

Anne Köpek Sera'yı hatırlarsınız belki, mahallemize acılar içinde düşmüş; hamile, ürkek ve hasta bir köpekti. Sağlığı el verdiğince, mutlu günler yaşadı. En son mahallemizin son kalan eski konaklarından birinde yaşayan komşumuz bakıyordu. Hayat işte...

Sera'nın çocuklarından bazıları öldü, bazıları sahiplendirildi ve bu iki çılgın da, arka komşum oldu. Yemekleri, suları sağlanıyor, oyunlarına meze olunuyor. Geçenlerde bir gece beni taksiden inerken yakaladılar, "Sen, bu saatte nereden böyle, bakalım." edasıyla yokuştan koşturmaları vardı ki, görmeniz lazım. Sokaklar sessiz ve insansız olunca, haliyle daha bir neşeliler, beni de neşelerine çamurlu patileriyle ortak ettiler. Tamam, Jack Wolfskin logosunu pek severim de, tüm palto hatta yanağımda da olunca nasıl oynadığımızı anlamadım. :) Nasıl oldu, ne ara o kadar zıpladılar farkında değilim, neşeli düdükler...

Balkona çıktım da; şimdi kendileri horul horul uykudalar, D vitaminleri alıyor aman rahatsız etmeyelim...

Çırağan'ın Köpeklerinden Lusi

Kendisi Çırağan'ın, Asariye Caddesi'nin bir tanesidir. Beş -altı aylıktan itibaren bizimle. Kasabın gözdesi, kemik delisi. Her sabah işe giderken bir tur sevişiriz kendisiyle. "Daha sev beni" diye pati atmayı da öğrendikten sonra pek daha tatlı oldu kızımız. Kızımız diyorum, mahalle esnafının taktığı Lusi ismine hala alışamadım.

Geçen gün severken, köpek dişlerinden (komik bir tabir oldu) birinin ucunu kırdığını gördüm. Bu kırık, kasaptan götürdüğü koca kemiklerin eseri diye düşüyorum.

Bu arada Lusikız, pek  paylaşımcıdır. Kasabın verdiği kemiklerden, daha önce yazdığım Anne Köpek Sera'ya da getirmeyi ihmal etmez. Bunu neredeyse her sabah yapar. İşte, dostluk nedir, buyrun ondan öğrenin.

Mahallemizin güzeli Lusi, herkesin sevgilisi. O gözler yok mu, o bakışlar, o oyuncu vücut hareketleri. Kendisini çok seviyor ve eve giderken onunla oynamayı şimdiden iple çekiyorum.




Çırağan'ın Köpekleri

Çırağan'ın en kadim dostlarını bir arada görünce fotoğraflarını çekmeden edemedim. Biri otopark güzeli kızımız, kendisinin küçüklüğü biliriz. Uykulu olan ve boz irice olan süper ikili. Bonnie and Clyde mübarek. Hep ikisi dolaşır, yemek yer,  uyur. En arkadaki ise, mahallenin eskilerinden, yıllardır buralarda.

Bu ekibin, mahalle kasabından sabah kemiklerini aldığındaki neşelerini izlemek çok keyifli. Hepsini seviyor, yine bugün de beraber yokuşu çıkmayı iple çekiyorum.




Anne Köpek

Biricik dostum Charlie Chaplin'i kaybettikten sonra daha düşkün oldum sokak köpeklerine. Hani beni bilenler bilir, her gün bir köpekle sokakta laflar, severim. Bloga koysam hepsini İstanbul'un sokak köpekleri külliyatı çıkar mı çıkar. Sabah tam da işe gelirken mahallemizin otopark görevlisi köpeği Sera'nın doğum haberini verdi. Herhangi bir motorlu aracım olmamasına rağmen otopark sahibiyle iletişimimiz köpekler üzerine olmuştur. Kendisi de hayvanları çok seviyor, hatta mahalledekilere bakıyor, kısırlaştırıyor vs.

Sera, takriben 2 ay önce kendisine geldi. Uysal mı uysal bir Golden Retriever melezi. Sabah, 5 gibi başlayan doğumla beraber 4 yavrulu bir anne oldu. Yavruların hepsi gayet sağlıklı ve simsiyah. :) Babasının kim olduğu bilinmemekle beraber, bebelerin büyümesiyle babanın en azından cinsinin anlaşılacağını umuyoruz. :)

İşte böyle, dünya olanca hızıyla dönmeye devam ediyor, bazıları "merhaba" derken, bazıları da "hoşçakal" diyor...


Saat: 20:30

Eve dönerken Sera'ya hediyesini vermek için uğradım ve... Sabah bıraktığımda 4 olan yavru sayısı, 8 olmuş. Sera, çok yorgun ve bitkin, bebeler annelerinin memelerini emme telaşesindeydi. Şansları bol olsun!



 



Çırağan'a Dokunma!

Yine yeni yeniden Çırağan'da katliam yapılmak isteniyor. Biz Çırağan Semti Sankinleri olarak buna karşıyız!

İstanbul’un tarihi semti Kuzguncuk’un simgelerinden biri olan şiirlere konu olmuş  700 yıllık İllia’nın Bostanı’nı ihale ile beton yığını yapmak isteyen Vakıflar Genel Müdürlüğü, şimdi de elini Çırağan semtimize attı.

Beşiktaş, Yıldız Mahallesi, Yeşil Fıstık Sokak Pafta: 62, Ada: 250, Parsel: 1’deki 988 m2’lik yeşil alana sahip tarihi Fıstıklık Meydanı, kat karşılığı inşaat yapımı için İstanbul Beşiktaş Belediyesi’nin de onayıyla Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul 1. Bölge Müdürlüğünce 11.01.2011 tarihinde ihaleye çıkarılıyor.

Biz semt sakinleri, apartmanlarımızın arasında kalabilen nadir yeşil alanlardan biri olan, yaklaşık bir asırdır toplum sağlığı için korunan, bir yudum nefes alabildiğimiz, son deprem felaketinde sığındığımız, asırlık ağaçları ve tarihi çeşmesiyle huzur kaynağımız olan bu yerin yeşil alan olarak korunmasını istiyoruz.


Tarihi geçmişi, kent içindeki konumu, dokusu, içinde barındırdığı görkemli tarihi saraylar, yapılar ve doğal değerler açısından korunması gereken son derece önemli bir kent parçası olan Çırağan semtimize böylesine acımasızca bir doğa ve tarih katliamının yapılmayacağı inancımızı koruyoruz.

İstanbul’un doğal yapısına ve güzide semtimize sonuna kadar sahip çıkacağımızı tüm kamuoyuna bildiriyoruz.


Saygılarımızla,
Çırağan semti sakinleri 



Çırağan Caddesi

Bu caddeye bağlılığımın temelleri daha Ortaköy Meydanı'nda çocuk parkı olduğu yıllara dayanır, ta "bir kez daha sallanayım anne" yaşlarına. Sonrasında ise 2002 yılında yanan ve Türk Hava Yolları'na kiralanan şu aralar restorasyon çalışmaları sonucunda otel olacak olan Fehime Sultan Yalısı okul adıyla da Gazi Osman Paşa Ortaokulu yıllarına. Bayılırdım okuldan dönüş yoluma; çınar ağaçlarının gölgesinden yürümek, kışları çınar yapraklı halıdan yürümek, o duvar buyunca hayallere dalmanın sınırı yoktu bana. Her yıl bir yaprak saklamak, o yıllardan kalma bir alışkanlık...  Neyse efendim, benim gibi bu caddeye bağlı bir insan daha var: Behçet Necatigil.

Behçet Necatigil, Beşiktaş'ını çok sever, şiirlerinde de semtine dair dizelerle karşılaşmak çok mümkündür. Ama canım Çırağan Caddesi'ni bir başka sever kendisi. Öğrencisi olduğu, üstüne de 15 yıl kadar öğretmenlik yaptığı Kabataş Lisesi (O zamanlar Kabataş Erkek Lisesi) yoluna sadakatini, kızı Ayşe Sarısayın vasıtasıyla öğrendiğimiz okul arkadaşı "Tahir Alangu"ya yazdığı mektuplardan bir nebze de olsa anlıyoruz. Tarih 4 Ekim 1937...

"...Ne kadar isterdim Beşiktaş - Ortaköy yolunun üzerinde olmayı. Bir duvar dibinden, bir kedi gibi sürtünerek yürümeyi. Hani sesinle susar, yürür ve susardık. bir köşebaşına gelince ben, sana sezdirmemeye çalışarak firari bir nazar atfederdim görünmeyen bir eve doğru hani... (...) Beşiktaş - Ortaköy yolunda yürüdükçe beni hatırla. Neye bağlıyım bu kadar o yola. Ve neye bu kadar istiyorum daima o yolda yürümeyi.
Fütura ram arka sokakları, gürültünün erişemediği arka sokakları, bir şey düşünmemeye kendini zorlayarak dolaşmanın sırasıdır Tahir. Dolaşmanın sırasıdır."


Dolaşmanın tam da sırasıdır, bir akşam serinliğinde çıkın ve yürüyün bu yaşayan tarihi yolu, şimdiden iyi yolculuklar...