Dostluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dostluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Home » Posts filed under Dostluk
Nyfes
Yatmadan önce hüzünlü bir şeyler dinlemek hiç adetim değildir aslında. Ama bu aralar, yalnız kalabildiğim sayılı zamanlarda, pek bir yokluyor hüzün. Sessiz gemi yolcularım, şu dünyada yanında güvenli ve değerli hissettigim iki güzel adam; dayıcım babacım Aydın Erel ve sevgilim - dostum Ali, yıldız gibi parlıyorlar göğümde. Nyfes (Brides) filminin ruhu sızlatan müziğiyle...
Inge Löök'un Kadınları
Inge Löök'ün illüstrasyonlarını, bundan bir süre önce şans eseri arkadaşımın fotoğraflarınında görmüştüm. Bir yerlere kaydetmediğime mi yanayım, onun bu illüstrasyon sanatçısının ismini hatırlamadığına mı? Sonuç olarak uzun süredir kendisini arıyordum, Google'a çok danıştım, lakin sonuç elde var sıfır! Ne elimde bir illüstrasyon ne de sanatçısının ismi vardı.
Dostlarım bilir, bir şeyi bulmaya kafamı taktıysam sebat eder, sabırla izini sürerim, serde arkeolog olmanın izleri neyse ki hala var. :) Sabreden derviş hesabı, dün yine oturdum Google search başına text aramada neler yazdım anlatamam ve sabrın selameti: Rusya domainli bir sitede bir illüstrasyonuna rastladım. Sonrasında image search ve gelsin illüstrasyonlar...
Inge Löök, 61 yaşında Finlandiyalı bir sanatçı, bir diğer uğraşısı da bahçecilik, bu iki keyifli işi beraber yapıyor. İllüstrasyonları, Old Ladies ve Natural Life olarak iki farklı başlıkta incelenebilir. Benim burada sözünü etmek istediğim illüstrasyonları: Old Ladies serisi. Şimdilik (anladığım kadarıyla) 32 farklı Old Ladies çalışması var.
Ben anaerkil bir aileden gelen; nine, anneanne, anneanne kardeşi büyük teyze, anne arasında büyümüş biri olduğumdan Löök'un kadınları bana çok tanıdık geldi. Üstüne üstlük harikulade kadın dostlarım, onlarla geçirdiğim muhteşem keyifli zamanlarımdan olsa gerek, illüstrasyonlar bana pek manidardı. Ayrıntılar, renkler, neşe illüstrasyonların ortak paydasıydı.
Löök, acaba yaş almış kadınlarla fazla geçmişi olduğundan mı bu illüstrasyonları yaptı diye meraklandım. Şöyle bir hayatına baktığımda; annesi, üç kızkardeşi ve erkek kardeşiyle, 7 katlı büyük bir apartmanda neredeyse yüz çocukla beraber büyümüş. Apartmanlarında Fifi ve Alli adlarında kardeş iki yaşlı kadın yaşarmış ve pek çocukları sevmezlermiş. Löök, kibarlığı ve sevimliliğiyle onlarla iletişim kuran tek çocukmuş. :)
Bunlar, Löök'ün çocukluğundan kalma anılardan mı çıktı bilinmez ama benim hayallerimdeki yaşlılığımın resmidir! Hayatımdaki harika dostlarımla yaşadığımız keyifli anılar ve gelecekte yaşayacaklarımız için...
Dostlarım bilir, bir şeyi bulmaya kafamı taktıysam sebat eder, sabırla izini sürerim, serde arkeolog olmanın izleri neyse ki hala var. :) Sabreden derviş hesabı, dün yine oturdum Google search başına text aramada neler yazdım anlatamam ve sabrın selameti: Rusya domainli bir sitede bir illüstrasyonuna rastladım. Sonrasında image search ve gelsin illüstrasyonlar...
Inge Löök, 61 yaşında Finlandiyalı bir sanatçı, bir diğer uğraşısı da bahçecilik, bu iki keyifli işi beraber yapıyor. İllüstrasyonları, Old Ladies ve Natural Life olarak iki farklı başlıkta incelenebilir. Benim burada sözünü etmek istediğim illüstrasyonları: Old Ladies serisi. Şimdilik (anladığım kadarıyla) 32 farklı Old Ladies çalışması var.
Ben anaerkil bir aileden gelen; nine, anneanne, anneanne kardeşi büyük teyze, anne arasında büyümüş biri olduğumdan Löök'un kadınları bana çok tanıdık geldi. Üstüne üstlük harikulade kadın dostlarım, onlarla geçirdiğim muhteşem keyifli zamanlarımdan olsa gerek, illüstrasyonlar bana pek manidardı. Ayrıntılar, renkler, neşe illüstrasyonların ortak paydasıydı.
Löök, acaba yaş almış kadınlarla fazla geçmişi olduğundan mı bu illüstrasyonları yaptı diye meraklandım. Şöyle bir hayatına baktığımda; annesi, üç kızkardeşi ve erkek kardeşiyle, 7 katlı büyük bir apartmanda neredeyse yüz çocukla beraber büyümüş. Apartmanlarında Fifi ve Alli adlarında kardeş iki yaşlı kadın yaşarmış ve pek çocukları sevmezlermiş. Löök, kibarlığı ve sevimliliğiyle onlarla iletişim kuran tek çocukmuş. :)
Bunlar, Löök'ün çocukluğundan kalma anılardan mı çıktı bilinmez ama benim hayallerimdeki yaşlılığımın resmidir! Hayatımdaki harika dostlarımla yaşadığımız keyifli anılar ve gelecekte yaşayacaklarımız için...
Dön-gel'de Başlayan Yoldaşlığa
Geçen çarşamba mesai sonu trafiğine malum yağmurlar da eklenince, şöyle bir yola bakıp "yürüüüü" dedim kendime. Bu sefer yalnızdım, yalnız olunca insan bir nebze daha dikkatli algılıyor kendini ve etrafını. Aynı yolu çok kez yürüseniz de, kendinize dair daha incelikli ayrıntılar görüyor ve kaydediyorsunuz.
Sahile ulaştım, Dolmabahçe'ye geldiğimde denizin yanında-yamacında olmam gerektiğini ruhum çığırıyordu. Kıyıya geçtim, daldım manzaraya kafamda türlü güzellikler vardı, perçinledi manzara. İşte o kara bulutlar, onların denize yansıması ve esintinin etkileriyle ruhumu doyurdum o manzarada. Oysa takriben yarım saat önce, kısa bir süre de olsa dostumla görüşüp, onunla sohbet etmiştik ben yola çıkmadan önce. Cümleler dolu dolu, gözlerimiz pırıl pırıldı. O an işte dedim: "Kafamdaki güzelliklerim, bunun etkisinde olumuş olmalı, salt manzara olamaz."
Dostluk, ne güzel bir kelime değil mi? Sizleri bilmem ama ben çok şanslıyım. Kelimeyi tam manasında hayatımda yaşıyorum. Yol-daşlık, arka-daşlık olgularının yıllarca ve yollarca süregelişinin tam merkezinde duruyorum. Döngel'de başlıyor yoldaşlığımız... Mutluyum, huzurluyum. Zaman az ama bu az zamanı da yoldaşlarınla dolu dolu yaşamak mutlulukların en güzeli değil mi?
Sonbahar'ı sevdiğim kadar, gri havaları severim. İşte geçen hafta da Eylül günlerini yaşadık adeta. O akşam Beşiktaş'a gelirken çınar yapraklarının yerde halı olduğunu görsem Sonbahar'ı yaşadığıma emin olabilirdim. Neyse bu havaları sevmeyenler evet siz fazla dertlenmeyin, "ilk" olanı da gelir yakında, güneş yüzünü yakında ısıta ısıta gösterir. :)
Pilli Bebek grubunun Eylül Akşamı'nda tam da dediği gibi: Yürüyorsun. yürüyorsun. yürüyorsun. Şimdi o çarşamba akşamını tekrar anımsamak adına bu sefer benim için geliyor. :)
Sahile ulaştım, Dolmabahçe'ye geldiğimde denizin yanında-yamacında olmam gerektiğini ruhum çığırıyordu. Kıyıya geçtim, daldım manzaraya kafamda türlü güzellikler vardı, perçinledi manzara. İşte o kara bulutlar, onların denize yansıması ve esintinin etkileriyle ruhumu doyurdum o manzarada. Oysa takriben yarım saat önce, kısa bir süre de olsa dostumla görüşüp, onunla sohbet etmiştik ben yola çıkmadan önce. Cümleler dolu dolu, gözlerimiz pırıl pırıldı. O an işte dedim: "Kafamdaki güzelliklerim, bunun etkisinde olumuş olmalı, salt manzara olamaz."
Dostluk, ne güzel bir kelime değil mi? Sizleri bilmem ama ben çok şanslıyım. Kelimeyi tam manasında hayatımda yaşıyorum. Yol-daşlık, arka-daşlık olgularının yıllarca ve yollarca süregelişinin tam merkezinde duruyorum. Döngel'de başlıyor yoldaşlığımız... Mutluyum, huzurluyum. Zaman az ama bu az zamanı da yoldaşlarınla dolu dolu yaşamak mutlulukların en güzeli değil mi?
Sonbahar'ı sevdiğim kadar, gri havaları severim. İşte geçen hafta da Eylül günlerini yaşadık adeta. O akşam Beşiktaş'a gelirken çınar yapraklarının yerde halı olduğunu görsem Sonbahar'ı yaşadığıma emin olabilirdim. Neyse bu havaları sevmeyenler evet siz fazla dertlenmeyin, "ilk" olanı da gelir yakında, güneş yüzünü yakında ısıta ısıta gösterir. :)
Pilli Bebek grubunun Eylül Akşamı'nda tam da dediği gibi: Yürüyorsun. yürüyorsun. yürüyorsun. Şimdi o çarşamba akşamını tekrar anımsamak adına bu sefer benim için geliyor. :)
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)









