İstanbul Arkeoloji Müzesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul Arkeoloji Müzesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

‎"Gerekli olmayan" kültür ve tabiat varlıkları satılabilirmiş!

Arkaik, gereksiz binalar, "istasyonlar", eski eski ve "işlevsiz" durunca "otel" olmayınca; bir ... para etmeyen yerler değil mi? Tıpkı sunaklar, lahitler gibi gereksiz taş yığınları gibi, bizden olmayan eski ucube şeyler gibi...

"Gerekli olmayan" nasıl bir terminolojidir? Özel müzeleri kesinlikle destekliyorum ben de, ama bu o değil. Bu Osmanlı'nın vakti zamanında hediye ettiği hatta barter yaptığı eserleri anımsatıyor bana ve tabii ki "Antikacı" adı altındaki hırsızları...


Korunması Gerekli Taşınır Kültür Ve Tabiat Varlıklarının Tasnifi, Tescili ve Müzelere Alınmaları Hakkında Yönetmelik’in 19 Ocak 2012 tarihinde değişen 10. maddesinin 4 ve 5. bentlerinde müzelere alınması “gerekli olmayan” kültür ve tabiat varlıklarının DEVLETÇE özel müze ve/veya koleksiyonerlere satılabileceğini söylemektedir.

Kültür ve tabiat varlıkları bütün insanlığın ortak mirasıdır. Bunların devlet eliyle satılması kabul edilemez birçok hataya neden olacaktır. Bu değişikliğin iptal edilmesini, devlet eliyle konunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının satılmamasını talep ediyoruz.

Lütfen buradan imzanızla destek olun.

Aşağıdaki bölüm Resmi Gazete’den alıntıdır.

Korunması Gerekli Taşınır Kültür ve Tabiat Varlıklarının Tasnifi, Tescili ve Müzelere Alınmaları Hakkında Yönetmelik – Tasnif ve tescile tabi olup müzelere alınmasına gerek görülmeyen kültür ve tabiat varlıkları ile etütlük nitelikli kültür ve tabiat varlıkları

MADDE 10 –(Değişik 19/01/2012 tarih, 28178 Sayılı R.G)

(4) Müzeye getirilen ve bir yıl içinde sahiplerince geri alınmayan varlıklar müzelerde korunabilir, durumlarına uygun olarak kayıt altına alınabilir veya usulüne uygun olarak Devletçe satılabilir.

(5) Değerlendirme komisyonu tarafından müzeye alınmasına gerek duyulmayan tescile tabi taşınır kültür ve tabiat varlıkları, envanter bilgileri çıkartılarak müze emanetinde alıkonulur. Bu şekilde değerlendirilen taşınır kültür ve tabiat varlıkları ile komisyon tarafından etütlük eser olarak tasnif edilen ve müzeye alınmasına gerek görülmeyen taşınır varlıkların Bakanlık denetimindeki özel müze veya koleksiyoncuların envanterlerine kaydedilmek üzere satışına izin verilir. Bir yıl içerisinde özel müzelere veya koleksiyonculara devri gerçekleşmeyen bu taşınır kültür ve tabiat varlıkları durumlarına uygun olarak müzelerde kayıt altına alınır.

İstanbul Arkeoloji Müzesi Kedileri III

Serimize devam. Osman Hamdi Bey Yokuşu'ndan çıkarken müze binasının dışından bir görünümle karşınızdayız. Sizce de "Ben tahtımda güneşleniyorum" demiyor mu asilzade?



İstanbul Arkeoloji Müzesi Kedileri II

 İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin kedilerine devam. Kendisinden dinleyin zibidiliğini...

Ben uyudum mu...
Heykelin en tepesinde uyurum.
Heykel dediysek, Roma Dönemi'nden de öteye gidemem hani.

İstanbul Arkeoloji Müzesi Kedileri I


Başlıktan da belli olduğu gibi İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin kedilerinden bir seçki yapmaya karar verdim. Kedilerimizin ilki erkek suratlı ürkek kedi. Kendisi diğer binadaki tuvaletlerin önünde bu halde çıktı karşıma,  üzeri örtülü mezar stelinin tepesine tünemişti. Öyle ayarsız çektim ki, ürkek kedi ha fırladı ha fırlayacaktı. Neyse ki, bu başlığımızın ilk kedisi oldu: Erkek suratlı ürkek müze kedisi.


Arkeoloji Müzesi'ni özlemek



 Oruç Aruoba der ya hani: "Özlediğin, gidip göremediğindir; ama, gidip görmek istediğin." Arkeoloji Müzesi'ni özledim ben de, belki de en çok da huzurlu bahçesini. Bu aralar o huzura çok ihtiyacım var. Bir kaç aydır uğramıyordum, bu hafta sonu artık kendisini ziyaret etmek farz oldu.


Yeni de bir sergi var Müze-i Hümayun'da. Karia Bölgesi'nin gülü İasos antik kentinden gelen taş eserler sergisi. Gelen dedim ama tarih de vereyim 1878 yılında bu eserler geliyor. Tabii müzede sergilenmek için değil, Bebek semtindeki vapur iskelesinin yapımında kullanılmak üzere! Sağolsun Osman Hamdi Bey onları fark ediyor ve müzede korumaya alıyor. İşte bu eserlerin konservasyon çalışmaları bitti ve müze bahçesinde temiz bir halde görücüye çıktı. Sergi bu ayın ilk haftalarında başladı.



"Gezgin Taşlar: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ndeki Iasos Mermerleri" isimli bu sergideki eserleri görmek, bahçesinin arkeolog kedileriyle tanışmak, müze salonlarını gezmek ve ziyaret sonrası bahçede kahve keyfi yapmak hayallerimi süslüyor. Hayal bu ya, çok yakında...

Discobolus İstanbul'daydı...

Çektiğim fotoğraflar ve defterime aldığım notlar ışığında, İstanbul Gezentisi'nin yakın geçmişinde dimağında kalanlara değineceğim. İşte bunlardan ilki: Disk Atan Atlet heykeli.

Efenim bu yakışıklı sportmen Heykeltraş Myron’un yaptığı Discobolus, MÖ. 5.yy’a yani MÖ. 460 – 450 yıllarına tarihleniyor. Klasik Dönem heykel sanatının eşsiz eserlerinden biri.  
Myron, sert üsluptan zengin üsluba geçişin simgesidir. Aynı zamanda natüralisttir, deyim yerindeyse hareketin simgesidir.


Onunla beraber artık heykelde anlık hareket söz konusudur, bu dönem için büyük bir yenilik, artık iki bacağın taşıyıcı olmamasıdır. Yanda da gördüğünüz gibi diskin tam da atış anı betimlenmiştir. İşleniş bakımından vücut sanki iki yay yapar. Sağ bacak dizde bükülmüş, taşıyıcı dengeyi sağlayan ise sol bacaktır. Dizden bükülmüş bu bacak, tırnak ucuyla yere basar. 


Antik dönemin en bilinen simgelerinden Disk Atan Atlet heykeli 1791 yılında, İmparator Hadrian'ın İtalya, Tivoli'deki villasında bulunmuş ve İngiliz koleksiyoner Charles Townley tarafından satın alınmıştır. Bir süre koleksiyonerin Londra’daki ev-müzesinde sergilenmiş sonrasında The British Museum koleksiyonları arasındaki yerini almıştır.


 MS. 2.yy'a tarihlenen Roma Dönemi kopyası, The British Museum'dan bir yolculuk yaparak Şubat - Nisan aylarında İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde ayağımıza kadar geldi, biz de kendisini koşarak ziyaret ettik, eşsiz bir heykeldi...