2-2.5 aydır trekkinge gidememenin verdiği hüzün ve sıkıntıyı çevremdekiler pek iyi bilir. Buna bir "dur" demek, eriyen karların şırıltısında kulakları bayram ettirmek, kaslara "haydi çalışın" diye emirler yağdırmak üzere çıktım yollara. Anadak'ın bu yürüyüşünde bize yine rehberlerin rehberi Muhittin önderlik etti. (Buraya bir smiley'i çok uygun gördüm ama ciddiyeti de bozmak istemiyorum hani.)
Sabah 7:25'de araca binmek suretiyle yolculuğumuzun taşıt ayağı başlamıştı. İstikamet Gebze dolayları, ilk ve tek durak da Balçık adındaki köy idi. Çaylar, kahvaltılar ve kumanya için yapılan alışverişlerle yarım saat süreyi doldurduk dibine kadar. Sonrasında da rotanın başlayacağı yere gitmek için yine bindik aracımıza.

Takriben 17 km. yürüyerek, Denizli Göleti'ne ulaştığımız bu yürüyüşün sonlarına doğru herkesin ayağı ıslak ve neredeyse herkes "bu tepeyi geçince göl çıkacak" efsanesine inanmıyordu. Her tepeyi geçtiğimizde bir umut göl çıkacacak diye umutlandık lakin sonradan olma sevimsiz gölete dermansız halde sonunda ulaştık. Ben 26-27 km.yürüyüşlerde yaptım ama böylesi daha yorucu oluyor, hatta normal şartlardakinin 1.5 katı daha ağır oluyormuş, bunu tecrübe etmiş oldum. Ama sabah iyi kalktım, dün yaşanılan adrenalinin yerini huzur ve yeni rotaların heyecanı aldı.
Bu trekking macerasında yepyeni insanlarla tanıştım, ekip enerjisi gayet yerindeydi. Yürüyüşlerimin klasiği kahvem de her daim benimleydi. Ve ilk kez götürdüğüm kuru meyvelerden oluşan karışımı geri getirmedim, zorla da olsa ekip arkadaşlarıma yedirdim.
Bu trekking iyi geldi kıssadan hisse bana, umarım yürüyen herkes de benim kadar keyif almıştır. Gebze - Deniz Göleti rotası, kar üstü güneş altındaki bu yolculukta; melez küçük kangal köpek, tepedeki molada içtiğim kahvem - sigaram ve yolun sonuna doğru "battı balık yan going" formunda tüm erimiş sulara dalmak, yürürken yaşanılan latifeli diyaloglar en hoş ayrıntılardı. Yeni yollara diyerek huzurlarınızdan çekilirim...
0 yorum :
Yorum Gönder