Lhasa de Sela


Bu gece Lhasa'nın gecesi. Müziğiyle hikayeler yazan, hikayeleriyle müzik yapan kadının.

Lhasa'nın ölüm haberini aldığım an dün gibi, Mete'den gelen mail, maildeki linki açmam, gözyaşlarımı tutamam. Tam bir yıl olmuş. Son 5-6 yıldır kendisini epey dinler, Sepetçiler Kasrı'ndaki konserine gidemediğim için kendime her defasında kızar dururdum. Bu yaz yeni albümü Rising ile turneye çıkar da, Caz Festivali'nde müziğinin hikayelerinde bizi yolculuğa çıkarır diye düşlerken, aniden sevenlerinin yüreğine karlar yağdı. Tıpkı ölümünden sonra Montreal'de 40 saat kesintisiz yağan kar gibi...

Daha önce de dedim, ben bu 2010 yılını hiç sevmedim, hem de hiç.

5 yorum :

Adsız dedi ki...

...
there is no where to stop
anywhere in this road..

belkide oyledir kimbilir..

http://youtu.be/03MgUx9liJU

..

euphrates dedi ki...

en sevdiklerimden.

Müge dedi ki...

Ben de en çok De Cara A La Pared'i seviyorum. Hatta çok seviyorum yaa. Dinleyeyim hemen. :)

janis dedi ki...

I made a small small song
made a small small song
I sang it all night long...

üzerinden bir yıl geçmiş olmasına inanmıyorum, zaman ne hızlı geçiyor bir sürü şeyi beraberinde sürüklüyor.

hatırlatmış olduğun için teşekkürler Burcu.

euphrates dedi ki...

Hatırladıklarımı hatırlamatmak için zaten bu blog Janis. Ben teşekkür ederim.