Beirut Sabahı

Bugün Beirut'un müziğiyle geldim işe, pek özlemişim nedense. Sanırım uzun süredir üst üste albümlerini dinlememiştim. Beirut ile 2007 yılının ilk aylarında tanışmışım, kayıtlarda var. :) Üstüne de grup hakkında şöyle bir laf etmişim: "Coşku ve hüznü aynı bedende yaşatanlara birebir şarkılar yapan, hayatınıza armoni zenginliğiyle hooop diye oturan band."


İlk albümleri Gulag Orkestar'i kaç dinledim o yıllarda bilmiyorum. Gulag sonrası yayınladıkları The Flying Club Cup ve en son March of the Zapotec and Realpeople Holland ile Beirut yerine kanımca iyice sağlamlaştırdı. Bugün sizlere ilk albümlerinden pek sevdiğim bir şarkıyı paylaşacağım: Mount Wroclai (Idle Days)

Yine içinde coğrafyalar geçen bir Beirut şarkısı. Girizgahtaki akordeon, adeta "hikaye başlıyor" diyor. Beyrut yakınlarındaki Wroclai adındaki "tepe"ye güzelleme yapan şarkının sözleri:

and i know when time
will pass by slow
without my heart
what can i do
you're in the halls
the bell gives way to a larger swell
without my heart
what can i do, oh
wroclai

and we grow fat
on the charms of our idle dreary days
seen the shadows grow
see an ominous display
with no alarm
could we say we'd have expected this way
under stars have died
give incent to play
wroclai

Şarkının, gününe göre depresif son sözleri:

Tembel, sıkıntılı günlerimizin cazibesine kapılıp semirdik ve gölgelerin uzayışını gördük.
Hiç uyarısız geldi tekinsiz olaylar, iddia edebilir miyiz böyle olacağını,
tahmin edebileceğimizi yıldızlar ölürken...

3 yorum :

Silmaril dedi ki...

2007'nin ilk aylarında dinlemeye başlamıştım ben de Beirut'u. postcards from Italy favorim. coğrafyalarca süzülerek dinliyorum onları.
ayrıca burayı da çok sevdim. :)

euphrates dedi ki...

Postcards from Italy'i ben de çok severim. Sevdiğine sevindim. :)

Bolat dedi ki...

Ben de pek severim bu grubu :)