Biz Kazandere Kanyonu'nda Kazan Kaldıranlar

Bir pazar sabahı yine İstanbullular uykularındayken, sabahın ilk ışıklarında biz Pozitif Doğa Sporları Grubu mensubu 21 kişi yine çıktık yollara. Bu sefer istikamet İzmit - Yuvacık yakınındaki Serindere gibi Yuvacık Barajı'na su sağlayan derelerden bir diğeri; Kazandere'ydi.


Sabah duraklarımızdan araca bindikten sonra kahvaltı ve öğlen kumanyalarımızı almak için Yuvacık beldesinde ilk molamızı verdik. Burada bizi İzmit Doğa Gezginleri'nden Tansu karşıladı, yürüyüşü onunla beraber yapacaktık. Çaylar içildi, ilk sohbetler yapıldı, öğlen nevaleleri ve sular alındı. Araca tekrar binip, Kazandere Kanyonu'na ulaşmamız 15-20 dakikayı aldı. Son hazırlıklar, kask kontrolleri, çantaları yerleştirme faslı derken, artık tüm ekip soğuk sular için hazırdık.

Efenim, ilk etap sulara neredeyse boyumuz hizasında gömülmek suretinde geçti. Belki de ismine münhasır Kazandere Kanyonu'nun ilk kazanının içinde bulduk kendimizi. İlk kazandan çıkış, kendi adıma biraz 3,5 atarak -  yusuf yusuf şeklinde oldu. Kaymam ve dirseğimi çarpmamla moralim yerlere indi, ki bu tip şartlarda böyle bir sporu yaparken herşeye rağmen insanın morali çok önemlidir. Kaya - çarpa çıktıktan sonra, moralim yükseldi, yusuf yusuflar uçtu gitti. Pek bir keyifliymiş Kazandere Kanyonu, suyu bol, yüzmesi çok. Serindere, Doğançay ya da Sansarak gibi kanyon kıyısından suya girmeden ilerleme şansın da yok. Girecen o suya, yeri geldi mi de soğuktan titreyeceksin. Kıssadan hisse, Kazandere Kanyonu, koridorları, kazanları, dar geçişleriyle adrenalini yüksek bir kanyondu.

Küçük şelaleri aşarak, koridorlardan yüzerek, bol bol ıslanarak, düşerek kalkarak geçtik kanyonu. Birbirimize el verdik, diz verdik, daha da iyi kaynaştık kanyonda. Üst üste birkaç kez beraber yürüdüğün ekip arkadaşların da olunca kanyonda, değmesin kimse keyfimize. Dere içi yürüyüşü sonlandırdığımız yer, eski bir değirmendi. Buğday - mısır öğütmek için kullanılan bir bu değirmenin işleyişini, rehberimiz Muhi ve ekipten  Can sayesinde iyice belledik. Kendi adıma verdikleri bilgiler için teşekkürü borç bilirim.

Değirmenin ardından patika bir çıkışla dereden ayrıldık. Tırmanışın ardından bizi karşılayan erik ağacından kopardığımız ganimetlerle kısa bir mola verdik. Artık Kazandere'yi arkamızda bırakmış, geniş açıyla doğaya bakıyorduk. Yediğimiz erikleri, fındıkları, elmaları, böğürtlenleri anlatıp imrendirmek istemem ama pek lezzetliydiler pek. O kinin gibi, çok ekşi erikler hariç tabii...

Enerjisi yüksek, kahkahası bol Kazandere ekibiyle bir kanyon faaliyeti daha böyle geçti. Yaz bitmeden bir daha kanyona girer miyim bilmiyorum ama bu son haftalar kendi adıma pek bir keyifli geçti. Çürükler ve çizikler kanyon hatırası olarak yerlerini alırken, kanyon dostlukları da pek bir hatırlı olarak bende saklı kaldı.

Kazandere'de kazan kaldırdığımız 20 arkadaşıma sevgilerimle...

2 yorum :

Buket dedi ki...

aa tesadüf bu ki tansu beyin gezilerine ben de katılırım :))

euphrates dedi ki...

Ben Kazandere'de tanıştım kendisiyle, iyi bir rehber.